top of page

KİRA BEDELİNİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE KİRALANANIN İLAMSIZ İCRA YOLU İLE TAHLİYESİ

  • Yazarın fotoğrafı: Hüseyin Ömer AKGÖR
    Hüseyin Ömer AKGÖR
  • 29 Mar
  • 2 dakikada okunur

Kira bedelinin zamanında ödenmemesi, kiracı ile kiralayan arasındaki kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin ihlali anlamına gelir ve Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 269 ve devamı maddeleri uyarınca hukuki süreçleri başlatır. Bu noktada, “ilamsız icra yoluyla tahliye” adı verilen özel bir takip yolu devreye girer. Bu yöntem, kiraya verenin bir mahkeme kararı almadan doğrudan icra dairesi üzerinden işlem başlatarak, icra hukuk mahkemesi kullanılarak kiracıyı tahliye etmesine olanak tanır.


İcra ve İflas Kanunu’nun 269. maddesi uyarınca, taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesi iki temel duruma dayanır: ilki kira bedelinin ödenmemesi ve ikincisi kira süresinin sona ermesidir. Kira bedelinin ödenmemesi durumunda, kiraya veren, tahliye talebine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatabilir. Bu takip yöntemi, yalnızca alacağın tahsilini değil, aynı zamanda kiralananın tahliyesini de içeren “karma nitelikli” bir süreçtir. Bu durum, ödeme emrinin içeriğini klasik icra takiplerinden farklı bir çerçeveye oturtur ve daha sıkı şekil şartlarına bağlı kılar.


Takibin başlatılmasından sonra icra dairesi, borçlu durumundaki kiracıya bir ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde yer alması gereken unsurlar; kira alacağının tutarı, bu alacağın gerekçesi, ödeme süresi ve ödeme yapılmadığı takdirde tahliye gerçekleştirileceğine dair açık bir ihtardır. Eğer ödeme emrinde tahliye ihtarı yer almazsa, bu eksiklik nedeniyle tahliye talebinde bulunulamaz. Bu nedenle tahliye ihtarı, ilamsız icra yoluyla tahliye sürecinin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir.


Kiracıya tebliğ edilen ödeme emri ile birlikte iki seçim hakkı doğar: kiracı yasal süresi içerisinde ya borcunu öder ya da takibe itiraz edebilir. Türk Borçlar Kanunu m.315’e göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya otuz günlük süre tanınması zorunludur. Eğer bu süre zarfında kira borcu tamamen ödenirse, temerrüt durumu ortadan kalkar ve tahliye talebi geçersiz hale gelir. Ancak, bu süre içerisinde ödeme emrine itiraz edilmez ve ödeme de yapılmazsa, kiracı temerrüde düşer ve tahliye süreci ilerletilir.


Kiracının ödeme emrine itiraz etmesi durumunda takip durur. Bu noktada kiraya verenin icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması veya genel hükümlere göre itirazın iptali davası açması gerekir. İtirazın kaldırılmasının talep edilebilmesi için kira sözleşmesinin yazılı şekilde düzenlenmiş olması ve imzanın inkâr edilmemesi gibi koşullar aranır. Yargıtay uygulamalarında, kira sözleşmesinin yazılı olma şartı aranmadığı durumlar da bulunmaktadır. Ancak, genel olarak eğer bu şartlar sağlanmazsa, itirazın iptali için dava açılması gerekecektir. Uygulamada, yanlış bir hukuki yolun tercih edilmesi telafisi güç hak kayıplarına neden olabilmektedir.


Kiracı, ödeme emrine itiraz etmez ve borcunu ödemeden süreyi geçirirse, takip kesinleşir ve bu durumda kiraya veren öncelikle icra hukuk mahkemesinden tahliye talep etmek suretiyle icra dairesi aracılığıyla tahliye talep edebilir. Tahliye işlemi, icra müdürlüklerince cebri icra yoluyla gerçekleştirilir ve kiracının rızasına tabi değildir.


Yargıtay kararları da göstermektedir ki ilamsız icra yoluyla tahliyede başarıya ulaşmak için kira ilişkisinin varlığının belirgin olması, kira bedelinin muaccel hale gelmesi ve ödeme emrinin usule uygun şekilde düzenlenip tebliğ edilmesi büyük önem taşır. Bu unsurlardan biri eksikse, tahliye talebinin reddedilmesi söz konusu olabilir. Ayrıca, kira ilişkisindeki taraflar arasında ciddi bir anlaşmazlık söz konusuysa genel mahkeme yoluna başvurulması daha uygun bir çözüm olarak değerlendirilmektedir.


Sonuç olarak, kira bedelinin ödenmemesi gerekçesiyle ilamsız icra yoluyla tahliye, kiraya veren açısından hızlı ve pratik bir koruma mekanizması sunar. Ancak bu sistemin işlemeye devam etmesi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page